| Paz | Pzt | Salı | Çar | Per | Cum | Cts |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
karanlıklar dehlizinde ışığına güvendiğim tek fenerdin sen... bu girdaplar ve zirveler dünyasında tek başıma dolaşacak yaşta değildim henüz...kıyıdan seyrettim ummanı bu sebepten...dünyam aşk romanlarının dünyasıydı...kuklalarla dolu bir dünya yani...karanlıklarda el yordamı ile yürümeğe çalışır gibi korkak bakıyordum sana...sanki ruh dünyamın bütün girdi batlarını ışığa kavuşturacaktın sen... yaş on yedi... tecessüsümün yıldızlara yelken açtığı çağ...fetih çağı,macera çağı...bin bir ümitle koştuğum bir çağ...gerçeğin soğuk çehresi ve kâbusa dönen rüyalarımdan ibaret halbuki...putları kırılan kafir çocuğun kendine yeniden put yapması gibi değil ama...kucağında yaşadığım cemiyetin üvey evladı gibiydim... yaş on yedi... kitapların bana bir liman olduğu yaş...kitaplarda yaşadığım yaş...ve kitaplardaki insanları sokaklardakinden daha çok sevdiğim yaş...kitaplar has bahçemdi benim...hayat yolculuğumun sınır taşlarıydı kitaplar... yaş on yedi... genç biriydim...kapını çalıyordum...şefkate susuz,hayata susuz... bütün hayatım vermekle geçmişti...zamanımı,bilgimi,kalbimi...başkaları için başkalarında yaşadığım zamanlardı...bir türlü kabullenemediğim,üstlenemediğim,sahiplenemediğim bir dâvâ yüzünden damgalandığım zamanlardı...hayatım bir delinin yazdığı hikayeye benziyordu...ya da bir trajediye...birinci perde yıldızsız,cıvıltısız ve Allah'sız,katran gibi bir gece...hep ızdırap...ikinci perde inzivaya çekilmiş, birkaç şehri fethe yetecek enerjiyi ambarda saklayan bir baş rol oyuncusu... yaş on yedi... yeni ahenkler müjdeleyen mücahit gibiydim!kinin kasırgalaştırdığı alınlarda aşkı çiçeklendirmek de benim vazifemdi...sessiz,uyuşuk,kendi kendine yeten bir hayat yerine ebediyete uzanan bir "kelimler sultanlığı" düşümü küçük ve karanlık zindanımda yaşatmalıydım... yaş on yedi... bazen bir kuyuya benziyordu hayat...kör,pis,zehirli bir kuyuya...boğuluyordum,ölüme koşacak mecalim bile kalmıyordu...sevdiklerim yabancılaşıyor,kitaplar tuğla oluveriyor,varlığım bir tele asılıyordu bir anda...uyku ile uyuşukluk arasında rakseden bir hayat yaşıyordum sanki...ama sen tek fenerdin bu kuyudan çıkaracak beni...ve çıkardın da... yaş on yedi... uzun süren bir çıraklık...ustalık öncesi kalfalık yani...ustalık ütopyasının bir kurbanı olmuştum... kelimeleri tarif etmeden kalkıştığım her iş kısır kalıyor,bana kâbus oluyordu...o zamanlar münakaşada muzafferin,mağlup olan olduğu aklıma hiç gelmezdi...yenilmek zenginleşmek olmalıydı... yaş on yedi... pamuk ipliğinden biraz daha sağlam tek bağ aşktı benim için...sana olan aşkım...ama o da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil gibiydi...sonra sen aldın aşk taşımı, kurbağaların bile barınmadığı ölü bir bataklığa fırlattın...kurtuldum oradan,bakışlarımı iç dünyama çevirdim... lakin ne var ki; şuurun mağarasında kendi gölgemle karşılaştım... yaş on yedi... kocayıp dermansızlaşınca, surların ardında bekleyen tefekkürün bulanık bir sel gibi boşanacağı beynimin,davama sarıldığı yaş... yaş on yedi... toprağın sarsıldığı yaş...
Son yorumlar
27 hafta 2 gün önce
30 hafta 4 gün önce
1 yıl 2 hafta önce
1 yıl 7 hafta önce
1 yıl 7 hafta önce
1 yıl 12 hafta önce
1 yıl 14 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce