| Paz | Pzt | Salı | Çar | Per | Cum | Cts |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
Oğlunu yanına çağırdı babası: “Hadi bakalım bu gün balık tutmaya gidiyoruz.Bugün önemli şeyler öğreneceksin” dedi sevgi dolu gözlerinin pırıltısıyla. Çocuk buna çok sevinmişti. Uzun zamandır hayal dünyasında yaşattığı babasının oltasını artık gerçekten kullanabilecek ve akşama eve geldiğinde: “Bak anne bu balığı ben yakaladım” diyebilecekti göğsünü gererek. Takımlarını hazırlayarak büyük bir iştahla yola koyuldu. Babasının yanında çıktığı yolda balık tutmanın hayalini kurduğu sıralarda hep arkada kalıyor, babasının kendisine seslenmesiyle yetişiyordu tekrar. Babası yolda ona balık tutmanın inceliklerini öyle iştahla anlatıyordu ki, çocuk kendisini çok iyi bir balıkçı olacağına inandırmıştı. Nihayet balık tutacakları yere gelmişlerdi. Onlardan başka kimse yoktu etraflarında... Oltasını büyük bir zevkle hazırladı ve hayallerinin gerçeğe vuslatını izledi an an... İzledi izlemesine ya bir türlü başarılı olmuyordu. Bir anda bütün dünyası kararmıştı. Balık tutmak hayallerinde daha mı güzeldi yoksa? Ya oltayı atarken kendisi de düşecek gibi oluyor ya da oltada hiç bir kıpırdanma olmuyordu... Uzunca bir süre uğraştan sonra, her seferinde yine aynı üzücü tablo ufaklığı yeislere sürüklüyordu. Asık suratı denize küskün bir ifadeyle bakıyordu... Hırslı ve titrek elleriyle bir daha, bir daha, bir daha. Kendisini o kadar kaptırmışt ki ; etrafındaki yerler çoktan dolmuş, hatta sepetini dolduran balıkçılar takımlarını toplamaya başlamışlardı bile. Hele yanındaki kırk-kırk beş yaşlarındaki bıyıkları ağarmış amcanın sepeti öylesine doluydu ki ; içindeki balıklar neredeyse tekrar dışarı çıkacaklardı. Dumanını gökyüzüne,izmaritini de denize bıraktığı sigarasının yenisini yakmak için paketi açarken çocuğa baktı kırkbeşlik amca… Hüznüne şahid oldu martılarla beraber. Ufaklığa moral vermek için babasına döndü : « ufaklık ilk defa geliyor galiba,büyük bir balıkçı olacak gibi görünüyor » dedi. Babası tek kelime konuşmazken ; bir yandan gözleri ve tebessümüyle bıyıkları ağarmış balıkçının sözlerini tasdik ediyor, bir yandan oğlunun başını okşuyordu. “Bunu başaracaksın“ diyordu içinden,“başarman lazım...“ Sonunda babasının dediği gibi olta elinde canlanmıştı. Ürkek ve korkak bir ifad-eyle ne yapacağını şaşırmıştı ki, birden aklına geldi,“çek hadi çek, babamın öğrettiği gibi çeksenee“ diyordu kendi kendine seslice.. Babası hiç karışmıyor ve sadece merak ve tebessümle izliyordu. Ufak bir telaştan sonra babasının öğrettiği gibi çekmeye başladı ve oltada çırpınan balığı gördü. Çocuğun kalbi de oltadaki balık gibi çırpınmaya başlamıştı. O kısacık zaman içinde neler geçmedi ki aklından. Annesine artık gururla anlatacağı bir macerası vardı. Arkadaşlarına anlatacağı ve hatta günlüğüne yazacağı... Babası balığı oltadan çıkarıp kovaya koymasını izlemek istedi gururla. Ancak daha korkuyordu elleyemedi balığını. Korkma dedi babası. İşin en kolay yanından mı kaçıyorsun? Çocuk titrek ellerine hakim oldu birden ve balığı kovaya koyup kırkbeşlik balıkçıya baktı, parıltısını batmakta olan güneşin kızıllığından alan gözleriyle. Koca bir “aferin“ ya da “helal olsun“ hüviyetindeki gözleri doldu balıkçının ve ufaklığa yönelerek kırptı gözlerini balıkçı. Babası gülerek kalktı ve “gidiyoruz“ dedi.“Bu kadar yeter.“ Ne de olsa balık tutmasını öğrendin. Takımlarını topladılar ve sıra balığa geldi. Çocuk balığa ilk göz ağrısı gibi bakıyordu ki, babası eğilerek balığı aldı ve suya attı. Sonra oğluna bakarak doğruldu. Çocuk şaşırmıştı ve birden suratı asıldı. Ağlamaklı bir şekilde buruşturdu yüzünü:“Baba ne yaptın?Neden attın balığımı? Ben onu anneme gösterecektim.“ dedi. Sanki içinden bir şeyler kopmuştu bunları söylerken. Babası gülümsedi ve eğilerek oğlunun saçını okşadı... “Bak evladım“ diyerek başladı söze, sesinde sevgi kadar öğüt dolu bir ifade de vardı.“Sen o balığın yaşadığı herşeyi birden değiştirdin. Kovanın içinde nasılda çaresiz dolaşıyordu. Hiç aklına gelir miydi, senin oltana takılıp o kovaya hapsolup öleceği. Peki hiç aklına gelir miydi son anda birisinin onu tutup tekrar denize atacağı?“ Oğlunun saçlarını okşadı o sırada çocuğun aklı karışmıştı pek de babasının söylediklerine veremiyordu kendisini, aklı hâla balığındaydı.Oğlunun şaşkınlığına son vermesi gerektiğini düşünen babası güneş batarken güne son damgayı da vuruyordu: “Bugün çok şey öğreneceksin dediğim buydu işte.Eğer bir gün sen de bu balık gibi çaresiz kalırsan umudunu son ana kadar sakın kaybetme. Eğer umudunu kaybedersen herşey zaten bitmiştir. Ama herşey bitse bile sen umudunu kaybetmediysen o zaman daha bitmemiş çok şey var demektir...“
Son yorumlar
32 hafta 4 gün önce
35 hafta 5 gün önce
1 yıl 8 hafta önce
1 yıl 12 hafta önce
1 yıl 12 hafta önce
1 yıl 18 hafta önce
1 yıl 19 hafta önce
1 yıl 23 hafta önce
1 yıl 23 hafta önce
1 yıl 23 hafta önce