| Paz | Pzt | Salı | Çar | Per | Cum | Cts |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
yalnızlığımı anlattım dağlara taşlara…baharda açan çiçeklere…tomurcuklara yalnızlığımdan kasideler sundum.yıldızlara saçtım avuç avuç yalnızlığımı.yıldız demek gece demekmiş, bilemezdim…denizdeki damlalara yazdım ve kafdağının ardındaki zümrüd-ü anka kuşunu ulak yaptım yalnızlığıma.can pazarında satılan yunuslarca anlattım derdimi.gül bahçesindeki bülbül gibi ah u zar edip inledim güle.ve toprak yutarken bu iniltilerimi ben yine yalnızlığımla baş başaydım. soğuk rûzigar yalnızlığımı bir kat daha artırıyor,dudaklarımda yankılanan “neden” sorusuna hiçbir cevap verememenin ıstırabını iliklerime kadar hissettiriyor.gözyaşlarımın bile yalnızlığıma ortak olmasını istemiyor gibiyim.göz pınarlarım kurusun ve beni yalnızlığa terk etsin.bana ait olmayan ellerim şuursuz,başkasına ait ayaklarım sonu olmayan bir yolun yolcusu gibi yordamsız.gözlerim gurbet diyarlarının yolunu gözlemekten yorgun… affına mahzar olmaya çalıştığım Yüceler Yücesi’nin yalnızlığını düşünüp teselli buluyorum. ve sonra kalbi kırık nebinin yalnızlığı geliyor gözlerimin önüne.Taif’te taşlanmış, Uhud’da gadre uğramış,Mekke’den sürgün edilmiş yaralı efendim benim.kalbi kuş titrekliğinde, soğukta kalmış bir kelebek gibi pır pır.Zeyd’lerine, Abbas’larına,Hubeyb’lerine ve daha nicelerine kavuşmak için yalnızlığını kalbine gömüyor,inlemelerini yüreğine akıtıyor. “bunlar seni bilmiyorlar Allah’ım.ne olur onları azaba uğratma!” diyor ve yalnızlığının sona ereceği anı bekliyor.belli ki çok cefa görmüş,yetim öksüz büyümüş bu Allah aşığı peygamber… ben bu düşüncelerle yalnızlığıma derman ararken dünyanın bir çok yerinde yalnız kalan Ebu Zer misali yiğitleri hatırlıyorum.Veysel Karani gibi gülüne vasıl olmak için yollara düşenleri anımsıyorum.bu seçilmişlerin,bu yolda “anam,babam,eşim,çocuğum,yerim,yurdum” demeden deryaları aşan civanmertlerin yalnızlığı kanımı donduran soğuk rûzigardan daha sert bir darbe vuruyor yalnızlığa bürünen nefsime. bir büyüğün dediği gibi: “garibem,acizem,bikesem,natuvanem” yakarışlarıyla derin,karanlıklı rüyadan uyanıyorum.yalnızlığın verdiği ıstırap beni Allah’a daha da yaklaştırıyor.karanlıklara boğulan dünyam birden aydınlanıyor.peki ama nedendi yalnızlık? diyar-ı gurbette kalmanın verdiği acı mı? yoksa nefsimin mır mırlarımı? karanlık ufkuma bir mum yakan yalnızlığımın meşalesi,beni alıp götürmüştü sonsuzluğun ötesine…ashabın, kokusunu duyduğu cennet yamaçlarında gezdirmişti sanki…acaba ben bu muyum? bu serzenişler kendimle raksettiğim murakabelerimin sultanlığı mı? acaba… bunca acı veren olaya rağmen yaşarmayan gözden,titremeyen kalpten ya da gönülden çıkmayan aldatıcı sözden sana sığınırım Allah’ım…çünkü yalnızlığın türküsünü besteleyen ben; gecenin zülüflerini aralayıp,karanlığı yırtan gözyaşlarımı ayaklarına bukağıladığım yalnızlık güvercinimi kaç kez saldım gecelere bir anlatabilsem…nabzım kimin için atıyorsa en sevgili odur.ey sevgili, en sevgili…. şakaklarımın zonklaması yerini derin bir boşluğa bırakmıştı.uğuldayan kulaklarım rûzigarın sertliğine rağmen şimdi yalnız boşluğu dinliyordu.gözlerimi kapatıyorum ve ben de kendimi bu boşluğun hafifletici yalnızlığına bırakıyorum.berraklaşan düşüncelerim ,aydınlanan ruhum artık bu fırtınayı da atlatmış gibi…gözlerimi açtım.meğer ne kadar kalabalıkmış etrafım.yolda insanlar,ağaçlar; ağaçlarda kuşlar,yapraklar; yukarıda gökyüzü,bulutlar... ve sen….. sen ey...!
Son yorumlar
27 hafta 2 gün önce
30 hafta 4 gün önce
1 yıl 2 hafta önce
1 yıl 7 hafta önce
1 yıl 7 hafta önce
1 yıl 12 hafta önce
1 yıl 14 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce
1 yıl 17 hafta önce