North College Thessaloniki

ukbe.net

gayriresmi ukbe erkan sitesi

Kullanıcı girişi

Lâl

Kimler yeni

  • ionay
  • galip45
  • deniz
  • muratbrezilya
  • harbikiz

Son yorumlar

Google Reklamları




Arşive gözat

« Aralık 2008  
Paz Pzt Salı Çar Per Cum Cts
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      

Kitap

Futbolda Bugün

Gezgin



















You are here

Gölgemi Takip Ederken

Gözyaşlarından inci yapmak...Benim kaderim bu.Bu incilerin sevgili kahkülünde parıldadığını görebilmek ise en büyük mükafat.Benim zavallı gözyaşlarım...Kim bilir kaç mezar dolusu ağladınız bugüne kadar...Ama hiç inci olamadınız,kabirleri sulayan çocuklardan öte gidemediniz...Ne yazık...Size, sizin kadar ağlayarak acıyorum... Ölüm! Kovaladıkça kaçan,kaçtıkça kovalayan ölüm...Lâkin biz insanlara göre insafsızdır ölüm. Ölmek istiyorum...Dekorsuz, poz vermeden...Batan bir güneş gibi ihtişamla değil,kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulabilmek için ölmek istiyorum.Harabeye dönmüş dünya evimden ayrılıp,mütevazi bir bekleme salonunda,kabirde bekleyip,süslü bir salona,cennete geçmeyi istiyorum...Istırap gayyasında kaldığım yıllarımda sadece sükût vardı.Nerdesin,yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul dost? Saatlerin saniyeleştiği haz şehrayinlerinden,saatlerin asırlaştığı menfa cehennemine yuvarlanırken,şımarık şikayetlerim hep mısralaştı.Kırık bir kalem,soğuk bir oda ve yalnızlık...Kağıdın ihaneti...Şimdilerde medeniyet dünyasının kara şövalyeleri yeni ölüm vasıtaları bulabilmek için uykusuz...Benim ise alnım bir mezar taşı kadar soğuk,bakışlarım bir cellat kadar korkunç.Ey geriden bakıp kahkalarla gülen yıllarım! Neyimi kıskandınız benim,anlayamadım... Ey karşısında vecitli saatler yaşadığım eski dostum kağıt! Ne zaman dertlerime kulak verecek,ne zaman düşüncelerime mâkes olacaksın?Fikirler kelebek gibi.Hafızaya iğnelenmeye kalkınca toz yığını oluveriyorlar.Bu zavallı satırların da hiç bir okuyucusu yok şimdilik.Denize atılan bir şişenin içindeki notlar onlar...Belki dalgalar,asırlar sonrası aşina bir ele tevdi edecek onları...Tek istediğim,şişeyi alıp satırları okuyan dillerde,sönen gözlerimin bütün aydınlığı kıvılcımlaşsın yeniden... Bir temerkuz kampının rutubetli hücresinde sabahı bekleyen adamım ben!Malum davanın fedaisi olmaktan doğan gururla sarmaş dolaşım.Ama "ben" liğimin dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçemedim hiç.Gölgeme bile halimi anlatamadım.Gölgem beni takip etmedi,ben gölgemi takip ettim.Ve güneşte leke arayan küçük bir adamdan öte gidemedim hiç.İrademin kazandığı zaferler bile kardan bir heykel kadar fani oldu... Ey geride kalan yıllarım! Şimdi tarih oldu sizin adınız...Tarih,benim gözümde galiplerin yazdığı bir kitap.Zafer ise,arkasından bıçaklanan masum düşmanların cesetleri üzerine atılan,yapma çiçeklerden ibaret bir çelenk...Arkada kalan yıllarım!Bana ne kadar derin ve şifasız bir cehalet içerisinde yüzdüğümü,aczimi ve bayağılımı öğrettiniz.Havaya fırlattığım taş bile dile gelip konuşabilseydi eğer,kendi arzusuyla yolculuğa çıktığını mırıldanacaktı... Ne olacak sonum ey geriden bakan yıllarım!Sizler gibi mi olacağım bende...Benim adım da tarih mi olacak? Ve ben de tarih isminin sırrında mı boğulacağım?Ümitlerim ne olacak? Yapamadıklarımın vicdani azabını hissetmek, cehennemde yanmaktan farksız benim için... Cehennem! Cehennem,hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması!Cehennem haykıramamak, ağlayamamak... Cehennem çöl değil,kuyu!Sularında yıldızlar parıldamayan kör bir kuyu...Çölde yıldızlar ve rüzgar konuşur çünkü... Ve ben... Yaşadığım hayata dipnotlar düşüyorum... Son türkümü söylüyorum zamana yaslanarak... Hayat! Tariflerden döne döne öğrendiğim hayat!Hiç bir soruyu derinlemesine yaşayamadığım için seni de anlayamadım hiç... Arkamda kalan yıllar böyle işte...İtile kakıla çıkarıldığım sahnede görülmeyen bir suflörün fısıldadığı kelimeleri tekrarlamaya çalışıyorum...Hayata zincirlenmişim kollarımdan...Gölgeme de çivilenmişim zaaflarımdan... Yanı başımda duran güneşten habersiz,gölgemi takip ediyorum...