Logo
dön başa      düşün ki

                düşün ki;

kulaklarım adını hiç duymamış...

ve hiç tekrar etmemiş isminin ilk hecesini...

yalçın kayalarda akislenen seda gibi...

düşün ki;

düşüncemde hiç olmamışsın sen,

uğultusu avuçlarımda kalan rüzgar gibi...

ay ışığına hasret yakamozlarının vuslatıymış,

tam yerine ve tan yerine vuran o ümitlerin gölgesi...

bir efkâr kahvehanesinde,

bir sigara içimlik vakitmişsin sen...

kırık bir sandalyeymiş umutlarımı yasladığım...

düşün ki;

bir uçurum dibiymiş,bakışlarındaki o mana...

oyuncaksız kalmasıymış bir çocuğun...

ya da bir annenin yavrusuna hasretiymiş...

düşün ki;

yanık bir anadolu türküsüymüşsün,

çeşme başındaki güzel kızlara inat...

ve inat gurbetin tüm güzelliğine...

düşün ki;

gam yüklü duvarda asi,kırık bir aynaymışsın;

hep eksik,hep mahçup, hep yarım...

ayna karşısında kırık bir bakış,

kaybolan diğer yarısındaki tılsım...

düşün ki;

bir yağmur olmuşsun,

ve tanelerin düşermiş pembe düşlerimin düştüğü yere...

düşün ki;

bir orada,bir burada,

bir gurbette bir sılada...

isminin yalın,yalnızlığımın çoğul halinde...

ve arkasına saklanmış binlerce yürek...

binlerce yürekten düşen tek bir düş

senin ılık nefesinde üşümüş...

düşün ki;

uzak hatıralarım kalmış sende...

tek kişilik bir oyun,

gurbete bir tren bileti

ya da yarası gurbetin...

elimde yarısından çoğu yırtık bir resim...

düşün ki;

hiç olmamış,

hiç çalınmamış bir beste,

hiç tadılmamış bir zehir...

düşün ki;

hiç yazılmamış bir şiir...