Logo
dön başa      dindir hasretimi

EY ATLASTAN ATEŞİ YÜREĞİNDE TAŞIYAN !!!

Titrek bir mum alevinin dansına bırakıyorum yine rüyaları...Beni içinde bıraktığın karanlığın alacalı gölgeleri üzerime çullanıyor yine.Karanlığın ağırlığı çöktü göz kapaklarıma.Gece gözlerin oluyor birden ve benim gözlerim kararıyor yine.Seni bekliyorum kaderim.Seni bekliyorum gecelerdir.Yıllardır aslında seni bekliyorum da beklediğimin farkına günlerdir varıyorum...İşte bu yüzden uyumuyorum kaç gecedir ve kaç gecedir sırf senin için ağlıyorum...Kimsin? Nesin? Neredesin? Ne zaman geleceksin? Bana ne vereceksin? Bilmiyorum... Ama biliyorum ki geleceksin... Hocamın dediği sen olmalısın...Ve üstadımın gösterdiği...Rüyalarımın süslendiği...

Atsam kendimi dışarı, bilirim ki İstanbul oluvereceksin hemen. Boğazdan gözlerin akacak ve boğazımda düğümlenenlere kimileri takıntı diyecek, kimileri tutku. Gözlerimden kayanları ise yalnızca gece görecek.Yağmur başladı işte. Hep böyle olur; ne vakit sarılsam kaleme sana dair şeyler yazmak için, göklerde bir matemdir başlar. Ay ışığı damlar sanki lacivert gözlerinden semanın ve güftesiz bir şarkı yankılanır alemde...

Güftesiz bir sevda şarkısı bizimkisi.Tüm sözlerin bittiği yerde başlayacak eminim.Yeni doğan bebeklerin kelamsızlığı olacak üzerinde ve günahsızlığı... Ey aşk; sessizce gelip oturduğun yerden usulca kalkıp gitmiyorsun ya, bu yüzden belki de "aşk" diyorlar sana!... Neredesin beklediğim? Neredesin özlediğim? Naz mı yapıyorsun? İllâ ki bunu mu dememi bekliyorsun? Neredesin sevdiğim?

Orada...Rüyamda ayrıldığımız yerde... Vazgeçilmezliğinin limanında bekliyorum hâlâ. Hüzünlü saçların var mı seninde benim gibi...rüzgarda uçuşacak kadar darmadağın ve hüzünlü... Ekim ayazlarında ecel terleri boncuklanıyor alnımda... Şerha şerha yarılıyor gönlüm.Yüzümde hasret rüzgarlarının kırbaçları şaklıyor. Evet, üşüyorum. Evet, yoruldum ama yine de gitmedim,gitmemeliyim!... Çünkü biliyorum, gidersem yazık olur sana!Daha yeni başlamışken bu sevdaya,daha Halid gibi olamamışken gidersem sana yazık olur! Ey daha tanımadan sevdiğim nerdesin? Nerdesin yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul dost?

Günlerdir aynı limanda bir hayalet gemiyi bekler gibi bekliyorum seni. Yalnızca “O” bilir hiç gitmediğimi. Bu ölen vefanın öldürdüğü “ben”i bir “O” bilir, dirilten yanıyla var ettiği “hiç”i var ettiği gibi...İnanıyorum ki yeniden hayat verecek bana senin gelişinle... Bir “O” bilir, çünkü yalnızca “O” gördü ufukları süzmekten yorgun gözlerimi ve alnımdaki ecel terlerini...

Rüyamda tam uyandıramadım seni...Hayalistanımda yaşadın hep...Hadi bekletme gel şimdi... Ölmek üzereyim beklediğim... Biliyorum seni hem, hem de bilmiyorum seni...

Ey atlastan ateşi yüreğinde taşıyan... Bir rüyayla sardın yüreğimi... Ufuklara aşık ettin gözlerimi... Haydi gel artık... Dindir hasretimi.... Dindir hasretimi... Dindir hasretimi...