North College Thessaloniki

ukbe.net

gayriresmi ukbe erkan sitesi

Kullanıcı girişi

Lâl

Kimler yeni

  • bright04
  • ionay
  • galip45
  • deniz
  • muratbrezilya

Son yorumlar

Google Reklamları




Arşive gözat

« Ocak 2009  
Paz Pzt Salı Çar Per Cum Cts
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

Kitap

Futbolda Bugün

Gezgin



















You are here

Buzmavisi'nin Vasiyeti

Ey sitenin insanları! Ben buzmavisi... Hani şu hiçbirinizin anlamadığı... “ben anladım diyeninizin de anlamadığını anlamadığı...” Hatta ve hatta benim sahibim bile anlamadı beni... benim mütevaziliğim dururken abiliğin şatafatında boğuldu... Durulukla sadelikle olmuyormuş demek hiçbirşey...demek herşeyde şatafat varsa güzelmiş dünya gözlerine... gözler dünya rengine boyanmış,benim gibi bir buzmavisi dururken....yazık... Bugüne kadar dinlemediniz beni...benim için yaşamak ve ölmek, sizin cüzi iradenizin kulu kölesiydi...nasıl isterseniz öyle olsundu ama nereye kadardı... Önceleri dalga geçtiniz benimle...sonraları baktınız ki benim sahibim, namı diğer--süper admin—ciddi buzmavisinde tam olarak anlamasa da beni, siz de tam anlamasınız da beni ciddiye aldınız... ama canınız sıkılasıya kadardı bu oyun... bu hükümranlık buraya kadarmış... Şimdi ölümü solukluyorum...ıssız ıssız denizlerin arkasından bana çalınan ölüm ıslıklarını duyuyorum...ölümüm çok yakın biliyorum... emin olabilirsiniz ki benim ölümüme bu sitenin insanları sebeb oldu... evet hepiniz katilimsiniz ama hepinize hakkım helal olsun... Beni yaşıyorken dinlemediniz...bari şu ölüm döşeğindeki vasiyetnamemi dinleyin... aşağıda yazdıklarım vasiyetnaemdir... bahsettiklerimi yapmanıza tek engel benim varlığımdı...ölümümden sonra bu engel de ortadan kalkacaktır. Haklarınızı helal edin. Allaha emanet olunuz... VASİYETİMDİR “irkilin ve kendinize gelin, etrafınıza bir bakın, ne olduğunuzun ya da hiç bir şey olmadığınızın farkına varın artık... kum saatinin çevrilme, sonsuza akma vakti yaklaşıyor... nedir alıkoyan, nedir mani ipi göğüslemenize? allah rızasının buğu buğu koktuğu bu yolda gitmenize engel olan nedir?! Yorulmak bilmeden koşanlar dünyada kevseri dolduruyorken gözyaşlarıyla... siz ihtiraslarınıza yenik düşmüş, kaprislerinizin içinde boğulmuşsunuz, kalbinize, ruhunuza, gözünüze mil çekmişsiniz adam olmamakta diretircesine... yaşayışınız ne uğruna, dertlenmek ne zaman! Düşünün; adanmış ruhları, kalb hayatlıları, hüzünlüler ordusunu ki, hizmet gemisini gözyaşı denizinde O’nun inayetiyle yüzdürmeye ahdetmişler, garipleri ve asrı düşünün; Düşünün; körelttiğiniz ruhunuzu, günahlar karşısında yaşadığınız yıl kadar katlanmış büklüm büklüm olmuş iradenizi düşünün alah aşkına, kininizi, kibrinizi,tevbesiz dilinizi, buğulanmamış gözlerinizi, semaya yükselmemiş ellerinizi, yükünü tanımamış çatırdamamış belinizi, ofsuz ahsız ve de afsız gecelerinizi, granitleşmiş zifiri kalbinizi, harcadığınız talihsizleri ve talihsizliğinizi düşünün... hedefsizliğinizi... hesapsızlığınızı... Asrı anlamayışınızdaki idraksizliğinizi, çaresizliğinizi ve karşısındaki hüsranınızı karşınıza alın... Alın, bir nebze de olsun kalmışsa vicdanınızdan ve geçin karşılarına...” bir şeyler kıvranıyor içimde, haykırarak devam ediyor son defa uyarırcasına sizi... “ geç kalmadan geçin karşılarına, dinleyin âh-u vahları, oflamaları, af yakarışlarını... tir tir titremeleri görün, çatırtıları, sızlanışları duyun... bakın ruhunuza, nasıl bekliyor coşmayı ümitle, nasıl dağlanmış sîneniz, bakın gözlerinizden mil kalkmış, gözyaşı öağlayanları Nil’i aşmış. Gör, işte vicdanın, nasıl sızlanıyorum, ahlayan, kan ağlayan kalbinizi alıp; inleyen ruhunuza koşuyorum ümidimle... ve ben ölüyorum şimdi... alın buzmavisiz düna rengine boyanı bulanmış tüm renker sizin olsun...”