Logo
dön başa      bir rahmet şarkısı

BİR RAHMET ŞARKISI : SU

 

Uzaklarda yada yakınlarda...Denizin karayla buluştuğu, dalgaların kumsala dokunduğu yerde,mırıltılı bir konuşmadır sürüp gider.Deniz dudaklarını dalga dalga uzatır ve dilinden minicik,saf damlacıklar dökülür.Güneş sıcak sıcak dokunur damlacıklara.Dokunmasıyla her biri maviliğini soyunur, ağırlığını unutur.Saf saf bulutlara yükselir...

 

Yağmur olur sonra.Zerre zerre kucaklar toprağı.Usulcacık damlar biri,beyaz zambağın yaprakları arasına.Bir diğeri lâlenin al dudağına ilişiverir hemencecik.Beraberce seher vaktinin parlak gözyaşı olurlar.Yıldızları uğurlar,gün ışığının elinden tutarlar.Bir başkası tohumun sert kabuğuna kadar dayanır,hayatın kapısını çalar.Tohumun uyanışına,baharın filizlenişine vesile olur.Kimisi köklere tutunur;ağaç ağaç,dal dal, yaprak yaprak hayata tırmanır.hayatı giyinir tomurcuklarda,meyvelerde.Su hayata koşar anlıyacağınız...

 

Her sabah gelir,avucumuza doluşur.Bir dost,uzaklardan gelen bir dost gibidir.Yüzümüzü okşar;serin.Dudaklarımıza dokunur; yumuşak.Bulutların,dağların,denizlerin,derelerin,taşların duru, saf,berrak ve pak selamını getirir bize.Tenimize diriliş selamını sunar,bizi gün ışığına yolcular...

 

Bildiği tüm mısraları hece hece gönlümüze nakşederken su, rahmet şarkısından nağmeler sunarken bize, tüm yorgunluklarımızı giderir. Hararetin insanı yakması aşk değildir hiçbir zaman. Aşk, suyun hararete dur demesidir, dudakların suyla vuslatıdır aşk. Kurak toprakların çatlamasına ramak kala, suyun heyecanı aşka gelir.Arş çatlar aşkla.Leyla’sını arayan Mecnun gibi iner yeryüzüne. Kavuşur maşukuna. Vuslatın kokusudur yağmurdan sonra gelen toprağın kokusu. Vuslat aşkın ta kendisidir.Aşk da suyun.

 

Rahmetin besteleyicisi, bizim için çırpınır durur.Bize öylesine yakın,öylesine samimidir ki;bir dere kenarında ya da

bir sahilde onun akışını seyrederken en güzel halini sergiler gözler önünde...Orada öyle içten kıpırdaşır ki,kendinizi bir kaptırmaya görün...Anlarsınız hemen duygularınızın da onun kıpırtısına ayak uydurduğunu.İpi çözülmüş bir sandal gibi,farkına bile varmadan akıntıya kapılır gider duygularınız.Hele dalgaların kayalara vuruşu yok mu? Kayalara değil de ruhunuza vurur sanki her biri...Dokunuşu ayrı,düşünüşü ayrı,salınışı ayrı bir duygudur suyun.Zaman olur,dalgalanır,içli bir ayrılık türküsü söyler sahiller boyu. Gözyaşı olur su,duyguların en gizlisine ayna olur.Annelerin göğsünde,anadan yavruya şefkatin en lekesizine,sevginin en safına elçi olur...

 

Bir gönüldür su.Her zerresi hayat için çırpınan bir gönül.Öylesine arzuyla çırpınır ki...Baksanıza kumsallarda sönmemiş çırpınışı.Oradan dalga dalga damarlarınıza uzanmış.Kanımız,canımız olmuş,ta kalbimize kadar taşmış o engin ummanlardan.En ince duygularımıza damlamış.Hücrelerimizin zarlarına gelip durulmuş,hücrelerimiz sahil olmuş suyun çırpınışına.Duygularımız suya yaslanmış,suyla kaynaşmış.Su hayata beşik olmuş bir anlamda...

 

Nedense  söndürücü diye biliriz suyu.Oysa canlılık ateşi suyla alevlenir.Başka hiçbir sıvı su gibi yandırmaz hayatı. Tatsız, renksiz,kokusuz şekilsiz demiştik su için. Hayır,değildir. Onsuz hayatın ne tadı var,ne de tuzu.Onsuz bir gül,rengini kaybeder, kokusu yayılmaz olur.Şekilsiz de değildir su.Aksine herşeye şekil verenin mürekkebidir su... Merhametin,şefkatin heykeli olsa herhalde su gibi olurdu.Su gibi berrak,su gibi saf olmalı merhametin heykeli.Hiçbir şey ayırmaksızın,herşeyi kucaklayan,okşayan birşey olmalı...

 

Şimdi başınızı çevirin yukarıya.Bulutları görüyor olmalısınız.Herbiri damla damla rahmeti hecelemek için bekleşiyorlar.Bekleyelim biz de,rahmet ha yağdı,ha yağacak…