Logo
dön başa      ah seni takvim

Ah seni takvim…Ah!

Ne çabuk değiştin?

Hicreti terk ettin,indin,Rum’u kışladın.Her şeye rağmen sıfırdan başladın. Bir garib sulha soyundun,hiç savaşmadın. Geçmişi, geleceği unuttun,yeni bir yol tuttun…

Ah seni takvim…

Ne çabuk değiştin?

Hicreti terk ettin. Güneşe döndün,sana sistemde yörünge vermeyen, seni ısıtmayan,sana ısınmayan bir güneşe…Senin eski güneşlerin,Kehkeşanlara kaçtı…

Ah seni takvim…

Ne çabuk değiştin?

Hicreti terk ettin.Hicretin üç atlısı Receb,Şaban ,Ramazan tutuklandı, kandillerine katran döküldü,mahyaları söküldü. Cuma sürgün edildi…Hepsi bir zulmün avucuna düştüler…

Ah seni takvim…

Ne çabuk değiştin?

Nerede hicret atlıların? Hicretin o üç atlısı ki asırlarca üç kıtayı dolaştılar. Dört bir yanda kandiller yakıp,karanlıklar aydınlattılar. Senin döndüğün güneşten aydınlıktı o kandiller…

Ahsen-i takvîm!

Hikmeti terk ettin…

Ne çabuk değiştin,her şeye sıfırdan başladın. İndin,Rum’u kışladın,çokça şer işledin. Hikmet atlıları gitti,rahmet kanatlılar gitti…Yedeklerinde gök hazineleri taşıyan,kandillerle ışıl ışıl ışıyan Recebler,Şabanlar,Ramazanlar,Cumalar küsüp gittiler…

Ahsen-i takvîm!

Hüzün yılların başladı. Receb öldü,ruhlarda mirac yaşanmıyor. Şaban öldü, elde berat kalmadı. Ramazan katledildi,kadir gecelerinin aydınlığı,göklerin nuru, canların ruhu dürülüp toplandı.Bir kıyamettir yaşanan…

Ah seni takvim…Nerede Ahsen-i takvîm? Nerede hicret,nerede hikmet? Duvarlara gömüldü hicret erleri,duvar içlerinde yandı kandilleri,hep hikmet okudu can dilleri.Dört duvara hapsoldu,dışarıda soldu zaman.Hızır’dı duvarları koruyan. Hızır şakirtleriydi duvar içlerinde hazine arayan.Yüklüklerde yandı kandiller.Nura boyandı can diller.Ahsen-i takvîm sırrına bir daha erdi duvarlar.Sihirli sözlerle inledi duvarlar.Şualar neşredilen evlerde okunan  sözleri dinledi duvarlar…

Gündüze, güneşe inat,hicret kandilleriyle aydınlandı…

Ve kainat miracla nurlandı…

Ah seni takvim! Geldi Ahsen-i takvîm…